ELDORADO film izle

28 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Film izle

ELDORADO

ELDORADO

ELDORADO filmini izle, dram filmleri, duygusal filmler,izle, sinema izle, film seyret

Tür : Dram
Yapım:2008 , Belçika, Fransa
Yönetmen:Bouli Lanners
Senaryo:Bouli Lanners
Yapımcı:Jaques-henri Bronckart
Görüntü Yönetmeni:Jean-paul De Zaetijd
Süre:1 saat 20 dk

Film Konusu : Yavan, kırklarında, asabi bir antika araba satıcısıdır ve genç Elie’yi dükkânını soyarken yakalar. Onu bir temiz döveceğine, aksine tuhaf bir şekilde kanı kaynar Elie’ye ve eski Chevrolet’siyle onu anne babasının evine kadar götürmeye razı olur. Böylece uyumsuz mu uyumsuz bu iki yalnız adamın hiç olmadık insanlarla dolu Wallonia bölgesindeki tuhaf yolculuğu başlar.

Devamını oku

SIRADAN BİR GÜNDÜ film izle

28 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Film izle

SIRADAN BİR GÜNDÜ

SIRADAN BİR GÜNDÜ

SIRADAN BİR GÜNDÜ filmini izle, duygusal filmler, duygusal film izle, romantik filmler, komedi filmleri izle, komedi filmi seyret

 

Konusu: Bob Maconel kötü bir gün geçirmektedir. Her zamanki 8 saatlik mesaisini kasvetli, yaşadığı dünyadan tamamen kopuk hissederek geçirmektedir. Bu berbat günde, kazara, potansiyel katillikten kahramanlığa geçer ve onu bugüne kadar hiç farketmemiş olan güzel Venessa’nın hayatını kurtarır. Bu kahramanca davranışı onu monoton gerçekliğinden gerçeküstü bir kasırgaya doğru çeker.

 
Yapım:2007 ~ ABD
Tür:Dram, Gerilim, Komedi, Romantik
Yönetmen:Frank A. Cappello
Senaryo:Frank A. Cappello
Yapımcı:Frank A. Cappello, Michael Leahy, Teresa Zales, Jason Hallock
Görüntü Yönetmeni:Brandon Trost
Müzik:Jeff Beal
Süre:1 saat 35 dk
Gösterim Tarihi: 06 Mart 2009 (Türkiye)

Devamını oku

İNSAN SEVİNCE film izle

28 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Film izle

İNSAN SEVİNCE

İNSAN SEVİNCE

İNSAN SEVİNCE filmini izle, yeşilçam filmleri, ferdi tayfur filmleri, ferdi tayfur full izle, necla nazır filmleri, nejla nazır izle, ferdi tayfur filimleri

Konusu: Ferdi Çukurova’nın köklü ve zengin ailelerinden birine mensuptur. Babasının şirketlerinde çalışsa da tüm hayali besteleri ülkeyi sarsan bir müzisyen olabilmektir. Babası yüreğinde müzik ateşi yanan oğlunun önünü açıp onu İstanbul’a gönderir. Ferdi kendisine verilen kısa süreyi iyi değerlendirip bestelerini üne kavuşturmak için kolları sıvar.

Bestelerini seslendiren konservatuar öğrencisi Arzu onun sayesinde yavaş yavaş şöhret basamaklarını tırmanmaya başlar. Yaşadığı acılar yüzünden hırslı, sınır tanımayan biri olan Arzu Ferdi ile adeta oynamaktadır. Onun tek isteği güçlü olmak ve nefret duyduğu insanlardan intikam almaktır. Ferdi bundan habersiz ona aşık olmuştur.

Başrollerde: Ferdi Tayfur – Necla Nazır – Osman Faik Seden – Diler Sarac – Nubar Terziyan – Hüseyin Peyda – Yadigar Ejder

Devamını oku

GECE VE PİSİLER film izle

07 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Film izle

Tür : Animasyon / Fantastik
Gösterim Tarihi : 18 Nisan 2008
Yönetmen : Adrià García , Víctor Maldonado
Senaryo : Adrià García , Víctor Maldonado
Yapım : 2007, İspanya , 80 dk.

Seslendirenler : Imanol Arias (Pastor de gatos) , Carlos Sobera (Moka) , Natalia Rodríguez (Estrella Polar)

Yetimhanede büyüyen Tim için geceler gündüzlerden farklıdır. Yıldızların ışığı onun karanlık korkusunun tek ilacıdır. Bir gece, korkusu onu yetimhanenin çatısına götürür ve Tim en sevdiği yıldızın yok olduğunu fark eder. Ne yazık ki bu sonuncusu da olmayacaktır.

Devamını oku

Kuşum Aydın… HIRSIZI KAMERAYA KAYDETTİM !…

05 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Magazin Haberleri

Kuşum Aydın… HIRSIZI KAMERAYA KAYDETTİM !…

Kuşum Aydın... HIRSIZI KAMERAYA KAYDETTİM !...

‘Kuşum Aydın’ lakaplı şarkıcı Aydın, Kanaltürk’teki ‘2. Sayfa’da çok ünlü bir kişinin Etiler’deki evinden 100 bin dolar çaldığını iddia etti.

Aydın “Son 8 yıldır evimdeki kasamdan sürekli para eksiliyordu. Hesabımı bilmediğim için önceleri hiç önemsemedim. Bir gün 10 bin dolar birden gitti. Şüphelendim!
Evime kameralar yerleştirildi. Görüntülere bakınca 3 gün kendime gelemedim. Hırsız çok ünlü erkek bir arkadaşımdı.
Görüntüleri bir CD’ye yükledim. Ünlü arkadaşımın doğum gününü bekleyip bir yemek organize ettim. Yemekte CD’yi önüne atıp her şeyi açıkladım. Bayıldı.
‘-Ne olur beni affet, kleptomanım. Aldığım paraları dolara yatırdım. Bekle bozdurup geleyim’ dedi. 70 bin dolarımı hemen iade etti. 30 bin dolarımı hala vermedi.
Bir sağlık sorunu var diye onu affettim. Ama hırsızlık CD’si hala evimde, kasamda. Bunu bildiği için bana sürekli kötülük kusuyor.
Ben Almanya’dayken ‘Aydın AIDS oldu’, ‘Aydın hemcinsiyle evlendi’ diye arkamdan dedikodu yapan bu kişi. Unutmasın ki hırsızlık CD’si bende. Onu tehdit etmiyorum, ‘Kendine gel’ diye uyarıyorum” dedi.

ÖLDÜR.COM film izle

04 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Film izle

ÖLDÜR.COM

ÖLDÜR.COM filmini izle, öldür com filmi, polisiye filmler, suç filmleri, ajan filmleri

Konusu: Devlet adına çalışan üst düzey bilgisayar yazılım mühendisleri yasa dışı internet kullanan insanları yakalamakla mükelleftirler. Bir gün bir site kurulmuş sitenin adı öldür.com olarak açılmıştır. İlk yayın saatinde bir kediyi keserek öldüren site kurucusu git gide daha vahşi ve daha büyük cinayetler işlemektedir. Bu siteyi araştıran kişiler hiç bir sonuca ulasamazlar. Devlet bazı ip uçlarına ulaşmaya başlar ve olayın arkasında ilgi çekici sonuclara rastlarlar. Sitenin kurucusu geçmiş zamanda babasının intiharına sebep olan ve onu televizyonda haber ve alay konusu yapan tüm insanları cezalandırmak için yapmıştır.

imdb notu:6.1/10
Yapım:2008 ABD, İngiltere
Tür:Dram, Gerilim, Korku, Polisiye, Suç
Yönetmen:Gregory Hoblit
Süre:1 saat 40 dakikadır

Oyuncular: Diane Lane, Billy Burke, Colin Hanks, Brynn Baron, Joseph Cross.

Devamını oku

Eren Talu… “DEFNE İLE VOTKA İÇTİK, SEVİŞTİK,HERŞEYİ ANLATTI!”

29 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Magazin Haberleri

Eren Talu… “DEFNE İLE VOTKA İÇTİK, SEVİŞTİK,HERŞEYİ ANLATTI!”

Eren Talu... "DEFNE İLE VOTKA İÇTİK, SEVİŞTİK,HERŞEYİ ANLATTI!"

Defne Samyeli’yle boşanma sürecindeki Eren Talu, ilk kez konuştu, çok tartışılacak açıklamalar yaptı

Son olarak eşinin özel hayatına müdahale ettiği ve elektronik postalarına girdiği gerekçesiyle beş yıl hapis cezası istemiyle dava açılan Eren Talu, Defne Samyeli’yle boşanma sürecinde yaşadıklarını Hurriyet’e anlattı.

14 yıllık evlilik çöküyordu.
Eren Talu boşanmak istemiyor, Defne ise “Boşanacağım” diye ısrar ediyordu.
Defne şiddetli geçimsizlikten, Eren de sadakatsizlikten dava açmıştı. Eren’in Galatasaray Stadı’nda bütün parasını kaybetmesi de her şeyin üzerine tüy dikmişti.
Defne anlattı, ben de yazdım.
İsimsiz olarak. Evliliğin başından beri kocasının onu aldattığını söyledi. Ben Defne’nin olaya bakışını aktardım.
Hemen arkasından Eren aradı, o da anlattı. Ama onun anlattıklarını, hiçbir zaman yayınlamadım.
Çocuklar var diye, suçlamalar kötü diye, belki barışırlar diye, bir şekilde ortalığın yatışmasını bekledim, elim gitmedi yayınlamaya. Oysa ben gazeteceyim, taraf değilim, benim elimde bir teyp var, o teybe kim ne anlatıyorsa onu yazıyorum . Elimde teyp varken ben gazeteciyim, arkadaş- markadaş değilim. Onlarsa anlatıyorlar, anlatıyorlar, fakat şöyle bir şey oluyor, saatlerce uğraşıyorum o metinleri bir yazı haline getiriyorum, sonra “Yok vazgeçtim o kırılacak, bu üzülecek. Vicdanına sığınıyorum, yayınlama” diyorlar.
Eren beni, “Artık hazırım, röportaj vermek istiyorum” diye aradığında, ne yalan söyleyeyim tereddüt ettim. “Kim bilir ne anlatacak” dedim.
Anlattıktan sonra, “Onu yazma, bunu yazma diyecek.”
Fakat öyle olmadı. Röportajı yolladım. “Bunlar tam da sana anlattıklarımdı” dedi, arkasında durdu.
Ve biten evlilikleri hakkında ilk defa bu kadar detaylı konuştu. Ben vazifemi yaptım, çocuklar konusunda onu uyardım, “Rahatsız olabilirler” dedim, ama o ısrar etti, “Onlar zaten her şeyi biliyor. Artık herkes her şeyi öğrensin…” Unutmadan, tabii ki bu sayfa her zaman Defne’ye de açık…

Soru- moru hazırlamadım Eren. Çünkü ne anlatmak istediğini bilmiyorum. Neden röportaj vermek istediğini de…
- Bugüne kadar ben hariç herkes konuştu. Defne, üç röportaj verdi. 14 yıldır onu aldatıyormuşum, yapmadığım şey kalmamış. Benim hakkımda demediğini bırakmadı, TOKİ de söylemek istediği her şeyi söyledi…

Sen neden sustun?
- Beni engellediler. “Konuşursan paranı alamazsın kardeşim” dediler, daha da fazla mağdur olmamak için bekledim. Ama anladım ki, susunca iyice mağdur oluyorsun. Artık yeter! Ben de kendi açımı anlatmak istiyorum. Çünkü sana bir imaj biçmeye başlıyorlar, seni olmadığın bir adam haline sokuyorlar. Tamam kabul bütün paramı kaybettim ama işimdeki beceriksizliğime ek olarak, karısını aldatan rezil, iğrenç bir herif oldum. Gel gör ki, işin gerçeği bu değil. Bir kere boşanmak isteyen ben değilim. Karım, bir başkasına aşık oldu, “Ruh ikimizi buldum, bırak gideyim” dedi; evliliğimizi bitirmek istedi. Onu kaybetmekten ölesiye korktum. “Beni istemeyeni ben de istemem. Zaten beni aldattın. Yolun açık olsun” demedim, diyemedim. “Benim de kaçamaklarım oldu, yurtdışında paralı ilişkiler kurdum ama jimnastik gibiydi, bir şey ifade etmedi. Gel bunu, onlara sayalım, unutalım” dedim. Onu vazgeçirmek için elimden geleni yaptım ama olmadı; o adamdan vazgeçmedi. Aylar içinde geldiğimiz nokta şu: “Ruh ikizim” dediği adamla birlikte olmak istiyor; ‘ruh özgürlüğüne’ kavuşmak için de benden para!

Sen bana daha önce de bir takım şeyler anlattın. Tabii bu kadar detaylı değil…
- Evet, sen de yayınlamadın. Ama sekiz ay önce her şey daha farklıydı, Defne o üç röportajı vermemişti, benim hâlâ bir araya gelme umudum vardı ve işler bu kadar vahşileşmemişti. Şimdi artık o noktada değiliz, onu geri kazanamayacağımı biliyorum. Ben de boşanmak istiyorum. Ama parasız… Ve onun sütten çıkmış ak kaşıkmış gibi konuşması hoşuma gitmiyor. Bu röportajı vermek istememin nedeni, “Bir de beni dinleyin…” demek. Madem rezil olduk, o zaman bari tamamı ortaya dökülsün…

Şimdi bu öyle bir mesele ki, işin içinde çocuklar var…
- Ayşecim, onlar zaten bütün detaylarıyla biliyorlar. Her şeyi okudular, mailleri gördüler. Uzayda yaşamıyorlar. Ayrıca ikimizle de araları çok iyi. Defne benim ailemle, ben onun ailesiyle görüşüyorum. Çocuklar için bütün o sevgi seli devam ediyor, sadece anneleriyle babaları küs…

Peki hadi başlayalım o zaman. Sen ne diyorsun yani? “Para bitti, kadın gitti mi?”
- Bu meşhur laf aslında bizim durumumuzu çok iyi özetliyor. Evet para bitince, insanlar gider. Ben bunu da anlıyorum…

Nasıl yani? Ona hak mı veriyorsun…
- Hak vermiyorum, anlıyorum. Ben de kadın olsam yapabilirim böyle bir şeyi. Çünkü gerçekten çok zor şeyler yaşadık. Yaşam konforun tehdit ediliyor, kendini bombok hissediyorsun. Acayip bir travma yaşıyorsun. Hayatına kastediliyor, ötesi mi var? Her tarafın hacizci dolu, evden teker teker her şey gidiyor, çocuğunun bilgisayarına kadar, yatağın altına saklıyorsun, görmesinler de almasınlar diye…

Peki, ‘kötü günde de birlikte olmak’ diye bir şey yok mu?
- Var, var. Ben sadece sana bizim durumumuzu anlatmaya çalışıyorum, yargılamadan dinle. Böyle bir durumda insan; kendini, çocuklarını korumaya çalışıyor, bir ‘b planı’ arıyor. Defne’nin “Aşık oldum” dediği şey, bir korunma mekanizması olabilir, duvara çarpacağımız belliydi, o da o arada, bunalımdaydı, arayıştaydı, artık ne haltsa… Birine aşık oldu. Mesele bu; da… Bütün bunların hiç olmamış, hiç yaşanmamış gibi davranılması tuhaf. O zaman çık, “Evet, evliyken birine aşık oldum” de, diyemiyor, bütün kusurları bana yüklüyor.

Peki sen işinle ilgili o krizleri yaşarken karının senden uzaklaştığını mı fark etmiyorsun…
- Önceleri etmedim. Ama tabii ilişkimiz, biraz arkadaş ilişkisi gibi olmuştu, seks pek yoktu, minimum bir ortak hayat. Yine de konduramıyorum. Benim karım güzel bir kadın. Ben onu televizyon dünyasında hiç rahatsız olmadan yüz tane herifin arasında bıraktım. O hep mesafe koymayı bilirdi. Hakikaten geçmişe dair, en ufak soru işareti bile yok aklımda. Brüksel’e bir medya konferansına gitmek istedi, “Tabii” dedim. Gitti. İşte ne olduysa o konferansta oldu. Richard Gizbert denilen o adamla tanışıyor. Adam, El Cezire televizyonunun Uğur Dündar’ı. Evli. Bilinen, tanınan biri. Karısı var, hayır işleriyle uğraşıyor, çok saygın bir kişilik. Londra’da yaşıyorlar. Richard o toplantıda moderatör. Bizimki de olgun erkeklerden hoşlanıyor…

Ama senin hiçbir şeyden haberin yok…
- Yok hayır. Sadece sabahlara kadar bilgisayar başında, yatağa 5’te geliyor. Adamla chat’leşiyorlarmış. Bir akşam çalışma odasına girdim, baktım internette, beni görünce apar topar bilgisayarı kapattı. Tam o sırada Blackberry’sine mesaj geldi, hem bilgisayara hem telefona aynı anda geliyor ya… Masadaki cep telefonunu elime aldım, koştu, elimden kaptı. Adamdan gelen mesajı görmemi istemiyor. Sildi mesajı. “Kimden?” dedim. O anda bir senaryo yazıverdi. Amerikan Konsolosu’nun evinde bir davet varmış, ben yoktum, orada Avusturalya Konsolosluğu’nda çalışan bir adamla tanışmış, adam buna ilgi duymuş, bizimki de adamın maillerine yanıt vermiş, küçük tehlikesiz bir flörtmüş ama ben tanık olduğum için de çok utanmış… Ben de yedim. Belki de yemek istedim. Fakat içime bir şüphe de düştü…

2 şişe votka içtik, her şeyi itiraf ettik

Madem inandın sonra şüphe nasıl başladı?
- Ya kaybedersem, ya biri varsa gerçekten hayatında gibi şeyler geçmeye başladı beynimden. Zaten iş açısından batmış bir vaziyetteyim, bir de evliliğim gümbürtüye gidecek! Ve kesinlikle onu kaybetmek istemiyorum. Hemen toparlamaya çalıştım. “Gel seninle kaçamak yapalım” dedim Defne’ye, “Aramızdaki sorunları konuşalım, ben seni çok ihmal ettim…” Bir butik otele gittik, ilanı aşklar, güller, onu etkilemek için elimden geleni yapıyorum. Arada da “Kim bu adam ya” diye soruyorum. Hep şahane hikayeler yazıyor. İçimden “Avusturalya Konsolosluğu’ndan araştırayım şu adamı” diyorum, aklınca hedef şaşırtıyor. Sonra, “Benim Doha’ya konferansa gitmem gerekiyor” dedi. Adam çağırıyor… Tutturdum, “Ben de geleceğim” diye…

Gittin mi?
- Evet. O hiç istemedi ama sonunda kabul etmek zorunda kaldı. Bana “Sen modern otel seversin, W’da kalalım” dedi. “Tamam” dedim ama konferans Sheraton’da. Meğer o esnada karım, frenleri iptal etmiş, yeni bir aşka yelken açmış. Adamla buluşacaklar. Ve sakın yanlış anlama. Benim itirazım neden bunu yaptı diye değil, her boku ben yapmış gibi duruyorum, buna bozuluyorum. Ben hem çapkın oldum, hem salak. Bir de işler iyice zıvanadan çıktı, 5 yıl hapsim istendi, ne yapmışım ya…

O adamın Avusturalya Konsolosluğu’nda çalışmadığını Doha’da mı öğrendin?
- Yok hayır, Doha’da hâlâ kek durumdayım. Sabah süslenip püslenip konferansa diye çıkıyor, meğer adamın Sheraton’daki odasına gidiyormuş. Aşıklar orada buluşurken, benim içim içimi yiyor, bir şey var ama anlayamıyorum. Artık üzerimde nasıl bir baskı kurmuşsa işim gücüm yok ama Sherton’a gidemiyorum. İki de bir arıyorum, telefonu çalıyor, açan yok, sonra açılıyor Defne “Ne oldu, neden arıyorsun?” diyor. Nedense Defne’nin sesi hep ekolu, meğer adamın odasındaki banyodan konuşuyormuş…

E konferans?
- Bir iki kere belki katılmıştır. İşin içinde mesleki hırslar da var, adam başarılı bir televizyoncu, mutlaka “CNN’de çalışmana yardımcı olabilirim” filan demiştir. Defne çok hırslıdır. Ben de ona hep destek oldum. Bu, bir ekip işi. Ben kendi açımdan kabul ediyorum bu evlilikle nereden nereye geldiğimi ama benzer şeyler Defne için de geçerli. Ben o arada hala Avusturalya Konsolosluğu’nda çalıştığını zannettiğim rakibimle psikolojik savaş halindeyim. Aslına bakarsan o Richard kim neyin nesi hala bilmiyordum. Adam benim zannettiğim biri gibi de çıkmadı, bambaşka bir yerden girmiş: Yok efendim ikisi “ruh ikiz”i çıkmışlar, geçmiş hayatlarında birliktelermiş. Yani ne yaparsan yap, boşa kürek çekme durumu var. Bu arada Defne, Galll Sassoun’la olan biteni paylaşıyor.

Kiminle?
- Los Angeles’lı astrolog. Bizimki sürekli onunla telefonda. Madonna’nın da üye olduğu bir şey. Ben de gittim adama. Owo’ya geliyordu Defne orada tanıştı, ahbap oldu.

Ne soruyor ona?
- Hayatını soruyor. “Eren’in sana altı ay izin vermesi lazım ama vermeyecek biliyorum” diyor. Çünkü alaturka bir herifmişim. O zamana kadar olan sevişmelerini affedebilirdim ama altı ay daha izin veremedim!

Peki sen Doha’da Defne’nin onunla buluştuğunu, onun odasına gittiğini, o adamın Richard Gizbert olduğunu nereden biliyorsun?
- Defne kendisi anlattı. Ben Doha’dan Dubai’ye geçtim, o da geldi. Ağlayarak ayrılmışlar. Zaten havaalanından bir saatte çıkamadı, herkes çıktı Defne yok. Adamla tuvalette telefonda konuşuyormuş.

Peki nasıl her şeyi itiraf etti?
- Votkanın gözünü seveyim! İki şişe votka içtik, birbirimize her şeyi anlattık. Seviştik de. Ama daha önce dedi ki, “Benden şüpheleniyorsun, al bak telefonumu hiçbir şey yok.” Verdi telefonu. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama sildiğini zannetmiş fakat her şey içinde. Bütün mailler, SMS’ler. Karımın çeşitli fotoğraflarını görüyorum, kendi kendine çekmiş, hiç tanımadığım bir adama göndermiş. Beynimden vurulmuşa döndüm. “Bu ne ya?” dedim. Gerisi, çorap söküğü gibi geldi. Artık inkar edecek hali kalmadı. Zaten ben anlamalıydım, daha güzel olmaya çalışıyordu, memelerine falan bir şeyler yaptırıyordu, “Zaten güzelsin, kimin için daha güzel olmaya çalışıyorsun?” diyorum.

HEM BAŞKASINA AŞIK OL HEM ÜSTE PARA AL BÖYLE BİR ŞEY DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE YOK

Ne yaptın peki öğrenince?
- Bir kere 50 derece sıcak ve iki şişe votka içmişiz, yürüyecek halimiz kalmamış. Ne kadar detay varsa ilişkilerinde hepsini anlattı. Meğer adamın dedesi Büyükadalıymış, gelmeye kalkmış, bizimki otel ayarlamış, benden korkusundan gelmemiş…

O arada sen neler itiraf ettin?
- Ben de karıştırdığım haltları anlattım. “Ama duygusal bir şeyim olmadı” dedim. Benim itiraflarımda aşk yoktu. “Gel” dedim, “Tüm bunları doğuran sebepleri konuşalım, ailemizi yıkmayalım…”

Sen karının GYM’e gitmesini bile kıskanan adamsın, bu kadar sakin reaksiyon vermiş olamazsın…
- Valla öyle bir saplantım var. Evlenirken tek ricam, spor salonlarından ve özel hocalardan uzak durmasıydı. Biz de biraz bu işleri biliyoruz, temas memas derken başka şey işin içine. Karıma güvenmediğimden değil, karşı tarafın böyle bir heyecan duymasını istemem. Ama iş yemeği, gecelere kadar çalışmalar, kurslar, seminerler hiç itirazım olmadı.

Peki öğrendin de ne oldu?
- “Vayyy demek bunu da yaptın ha!” filan moduna hiç giremedim. Onu kaybetmek istemediğimi anladım.

O yüzden mi boşanmak istemedin…
- Evet. “Sen benim yediğim haltları unut, ben seninkini, devam edelim” dedim.

Peki telefon dinletme filan…
- Yok ya, ben Türkiye’ye döndükten sonra neler olup bittiğini anlayabilmek için böyle bir şey söyledim. “Yine mi konuştun adamla, bak seni dinletiyorum” dedim. O da darmadağın olduğu için yedi. Telefon dinlemek iki şekilde oluyor: Ya Turkcell vasıtasıyla, o hemen anlaşılan bir şey. Ya da içine bir şey yerleştiriyorsun, Defne de öyle zannettiği için telefonu mahkemeye delil olarak sundu.

İçine bir şey konmadı mı yani?
- Hayır canım.

O niye öyle söylüyor?
- Çünkü benim söylediğime inandı. Ben de mahkemeye, “Sevgilisiyle bu telefonda mailleşiyor, kayıtlar bunun içinde” dedim.

Senin bu arada, bu adamla bir diyaloğun oldu mu?
- Utanç verici ama oldu. Adamı arıyordum. Defne “Aramayacaksın!” dedikçe daha da sinirleniyordum. “Onu arama, senin o adamla bir meselen yok. Bu, bizim aramızdaki bir sorun” diyordu. Deliriyorum. Hızıma alamadım, adamın Defne’ye gönderdiği mailleri, karısına da yolladım. “Niye onların mutluluğun bozuyorsun?” gibi saçma sapan şeyler söyledi. Ulan, biz evimize yangın düşmüş, anamız ağlıyor, adam boş vakitlerinde karımla buluşuyor, adamı anlayışla karşılayacağım öyle mi?

Evet de, fena bir şey karısına filan mail atmak…
- Daha da fenası yaptım, bir arkadaşıma kadını arattım. Arkadaşımın İngilizcesi daha iyi, “Ben Eren. Eşinizin karımla ilişkisi var, bilginiz olsun. Benimle görüşmek isterseniz numaram bu” dedirttim. Aramadı kadın. Bunlardan gurur duymuyorum, hatta mahcubum ama ben de bu acıyı böyle yaşadım…

Defne ne diyor bütün bunlara…
- Mahkemede, “Richard benim aile dostum. Eren kıskançlık yapıyor. Benim özel maillerime girdi, o yüzden suçlu” dedi. Hapis kararı filan çıkartmaya çalıştı…

Bütün bunları intikam olsun diye mi anlatıyorsun?
- Hayır.

Ne peki? Para vermemek için mi?
- Param yok zaten. Beş kuruşum yok. Hem aşık ol, hem bırak, hem üste para al… Böyle bir şey dünyanın hiçbir yerinde yok…

Ama senin vukuatların da sadece o paralı kadınlarla sınırlı değil, burada da bir kadınla görüntülendin…
- İyi hatırlattın onu da anlatayım. Bir akşam Defne’yi aradım, “Ben kızlarla eğleneceğim, gece gelir miyim onu da bilmiyorum” dedim. Hayatımda ilk defa küfrettim. Telefonu kapattım. Madem o kendini evli gibi hissetmiyor, ben de soluğu Lucca’da aldım, içim içimi yiyor, adam burada mı, buluşacaklar mı… Saat üçten sonra “Ben Scotch’a gideceğim, gelmek isteyen var mı?” dedim. Bu kız “Ben gelirim” dedi. Scotch’un önünde gazeteciler vardı, Pera Palas’ın karşısındaki Heaven’a gittik. Niyetim bozuk olsa otele giderim. Flaşlar patladı. Bu arada Defne neredeymiş? Avukatının evinde yemekte. Her şey beni kışkırtmak için tezgahlanmış, beni gaza getirecekler, sonra sokağa çıkacağım…

Kolay dolduruşa geliyormuşsun…
- Sinirlerim laçka olmuştu…

Hala geri istiyor musun karını?
- Yok hayır.

Artık onu da kendini rahat bırakacak mısın?
- Bıraktım. Uğraşmıyorum. Hiçbir şey yapmıyorum. Son üç aydır huzur veriyorum ona. O da mutlu, işinde başarılı olsun. Çocuklarımız var ama o benim eski karım artık. Karşılaşmamaya da özen gösteriyorum

Zeynep Beşerler… “ŞAHAN’LA AŞK İMKANSIZ!”

22 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Magazin Haberleri

Zeynep Beşerler... "ŞAHAN`LA AŞK İMKANSIZ!"

Zeynep Beşerler “Şahan’la bir şey yaşamam imkansız. Çünkü ona karşı bir şey hissetmiyorum” dedi.

Oyuncu Zeynep Beşerler 5 yıllık sevgilisi Kenan İmirzalıoğlu’ndan 1.5 ay önce ayrılmıştı. Aşk acısı çektiğini itiraf eden Zeynep Beşerler ile ‘Recep İvedik’ filmlerinin yıldızı Şahan Gökbakar geçen hafta sonu Maçka’daki Scotch Disko’da eğlenirken görülmüştü.

Zeynep Beşerler ile Şahan Gökbakar’ın samimiyeti ‘Yeni bir aşk doğuyor’ dedikodularına neden olmuştu. İki oyuncu önceki gün de Bodrum’daki yelken yarışlarında görüldü. Aşk dedikodusu bir kez daha gündeme geldi .

Zeynep Beşerler iddialar üzerine yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Şahan, Nurgül Yeşilçay ve oğlu ile başka bir teknedeydi. Onu uzaktan gördüm. Şahan’la bir şey yaşamam imkansız. Çünkü ona karşı bir şey hissetmiyorum” dedi.

Doğuş… “TECAVÜZ TRAVMASINI ATLATAMIYORUM!”

22 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Magazin Haberleri

Doğuş... "TECAVÜZ TRAVMASINI ATLATAMIYORUM!"

Şarkıcı Doğuş, Kanaltürk’teki ‘2. Sayfa’da cezaevinde yaşadığı tecavüz olayını ilk kez anlattı.

Doğuş “15 yaşındaydım. Cezaevinde sübyan koğuşundaydık. 2 arkadaştık. Arkadaşımı bir geceyarısı yatağından alıp tuvalete sürüklediler. Tuvalette bir kişi ona tecavüz etti. Tuvaletin kapısında onu kurtarmak için çok çırpındım. Ama gardiyandan feci dayak yedim. B

ir hafta sonra o grup beni de yatağımdan kaldırıp tuvalete sürükledi. Bir tanesinin burnunu kırdım. O da beni göğsümden şişledi. Tecavüzden bu sayede kurtuldum. 9 gün sonra 36 yaşıma gireceğim. Yıllardır psikolojik tedavi görüyorum, ama o travmayı atlatamıyorum. 21 yıldır her gece yataktan sıçrayarak uyanıyorum. Tecavüze uğrama korkusu bu” dedi.

10 Ağustos’ta ‘Gamsız’ adlı bir filmde başrol oynayacak olan Doğuş “O tecavüz sahnesi filmde var. Gerçek hayatta 5 tecavüzcüye bir şey yapamadım. Ama filmde beşini de feci şekilde öldüreceğim. Tecavüze uğradıktan sonra kayıplara karışan arkadaşımın öcünü ‘Gamsız’ adlı filmde alacağım. Canımı acıtan herkes filmde olacak ve sırası gelen ölecek” dedi.

Atilla-Şebnem Arcan… AĞLATAN BABALAR GÜNÜ SÜRPRİZİ !

20 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Magazin Haberleri

Atilla-Şebnem Arcan... AĞLATAN  BABALAR GÜNÜ SÜRPRİZİ !

Milyonları güldüren usta oyuncu-showman Atilla Arcan’ın kızı Şebnem Arcan herkesi ağlattı…Usta şov-menin gözü ve kamerasıyla tüm babalarımızın babalar gününü kutluyoruz…

‘Hayata kızdığım,sitem dolu bir anımdı…Aslında büyümekten korktuğum bir andı.Dünya ihanet ve acımasızlıkla doluydu ve o gün ilk defa görmezden gelemiyordum. Kavgalar,savaşlar,acılar…tehlikeli bir dünyada olduğumu,çaresiz olduğumu hissettim.Hemen hayattaki en yakın dostuma,kahramanıma,yani babama koşmak,dünyayı ona şikayet etmek istedim.Fakat o komik adam olarak tanıdığınız üstad,aslında öylesine hassas ve kırılgandır ki,o halimin onu korkutacağına emindim.Çünkü o beni pırıl pırıl,masal gibi bir dünyaya hazırlamıştı. Paylaşamadım,kıyamadım…

Önce kelimelere,sonra nağmelere döktüm duygularımı. Ardından orkestra arkadaşlarımla gecelerce stüdyoda sabahladık .O anki çaresizliğim,ölümsüzleşmeye başladı ve ilk çocuğum ‘Sessiz Çığlık’ dünyaya geldi…

Yaşama sebebime ölümsüz bir hediyem olsun istedim…Ardından beraberce bir klip hazırladık.Yönetmenliğini canım babamın üstlendiği bu klip ve şarkım benden tüm babalara,yavrularına,babasız kalan,yavrusundan mahrum kalan herkese armağan olsun.Biliyorum ki benim için şükür dolu bu gün, kimileri için bir matem günü…Allah yardımcıları olsun…’

Sonraki Yazılar »

Giriş