Yazın Güneşlenmeye Dikkat!

12 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Yazın güneşlenirken vazgeçemediğimiz güneş koruyucuları aslında tehlike saçıyor.

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Şemsettin Karaca, güneşin zararlı ışınlarından korunmak için sürülen koruyucuların, kamuoyunda bilindiğinin aksine tam bir koruma sağlamadığını bildirdi.

Karaca, yaptığı açıklamada, güneş koruyucularının mutlak güvenli olduğunu söylemenin mümkün olmadığını ifade ederek, bu koruyucularda en az 10′un üzerinde kimyasal bileşik bulunduğunu kaydetti.

ABD’de yapılan bazı araştırmaların güneş koruyucuların etkileri ile ilgili bilinen bazı bilgilerin tam tersi yönünde sonuçlar verdiğini açıklayan Karaca, ”Son dönem çalışmalar, güneş koruyucunun koruma özelliğine inanarak güneşte daha uzun süre kalınmasına bağlı hastalıkların ortaya çıkmasının arttığı yönündedir” diye konuştu.

“KUMSALDA GÜNEŞLENENLER DERMATOLOGLARIN DAİMİ HASTASI OLUYOR”

Kumsalda güneşlenmenin akılcı olmadığı görüşünü ifade eden Karaca, şu bilgileri verdi:

”Kumsalda güneşlenmek, sonuçları hesap edildiğinde hiçbir şekilde akıllıca bir davranış değildir. Bu insanlar orta yaşlardan itibaren dermatologların daimi hastası oluyorlar. Açık tenli biri, ne kadar koruyucu kullanırsa kullansın asla yeterince güneşten korunur duruma gelemez. Sonuç olarak güneş ışınlarından korunmak için kullanılan ürünler birçok bileşiği bünyesinde bulundurmaktadır. Bu ürünlerin mutlak güvenli ürünler olmadığı açıktır. Bu ürünlere bağlı bazen alerjik reaksiyonlar ortaya çıkabiliyor. Bu açıdan da kullanıcıların bilinçli olması ve güvenilir markaları tercih etmesi gerekiyor.”

Hem mevsimsel hem de coğrafik açıdan ülkemizde farklı bölgelerde güneş ışınlarının farklılık arz ettiğini belirten Doç. Dr. Karaca, sahil kesimindeki yerleşim yerlerinde güneş ışınlarının zararlı etkilerinin sadece yaz aylarında söz konusu olmadığını kış aylarında da şiddetli olarak devam ettiğini söyledi

Cildiniz Güzelleşsin, Canlılık Kazansın

12 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Cildinizin canlılık kazanmasını istiyorsanız elinizin altındakilerle bir çok yönlü uygula­malar yapabilirsiniz bunlardan birkaç örnek aşağıdaki gibidir:

Elma Sirkesi: Bu çok yönlü ilaç, cildi canlan­dırır ve derinin asidik koruma örtüsünü güçlendi­rir. Çok zengin vitaminler ve mikrobesin madde­leri içerir. Kuru ve çatlak cilt kadar, yağlı ve si­vilceli ciltlerin bakımında da başarılıdır. Saçlara yumuşaklık ve parlaklık kazandırır.

Çökelek / Ekşimik: İltihaplı cilde karşı eski zamanlardan beri kullanılan çökelek, gerektiğin­de biraz ılık sütle karıştırılarak krem kıvamına getirilir. Yağlı cilt bakımında kullanılır, alt derinin (perminal katman) kan dolaşımını hızlandırır, ayrıca, hafif güneş yanıklarında rahatlatıcıdır.

Hangi Meyveleri Ne Kadar Yemeliyiz?

12 Haziran 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Uzm. Dyt. Simge Çıtak’ın verdiği bilgilere göre; yaz meyvelerinin kış meyvelerinden en önemli farkı tüketilen miktarı…

Bir oturuşta 1 kilo muz yiyemezsiniz ama 1 kilo kiraz yenebilir. Meyve deyip geçmeyin; neyi, ne kadar yemeniz gerektiğini bilerek dengenizi koruyun.

Yaz mevsiminin ilk ayı haziran başladı ve yazın gelmesiyle meyve çeşitliliğinde bolluk yaşıyoruz. Kış meyveleri elma, turunçgiller ve muzla sınırlıyken, yazla birlikte çilek, kiraz, karpuz, kavun, şeftali, armut, erik, üzüm çeşit çeşit meyve tüketebiliyoruz. Gerçi günümüzde her mevsim tüm meyveler var, ancak biliyorsunuz ki her meyveyi mevsiminde tüketmek sağlık açısından çok önemli. Doğanın dengesini takip etmeliyiz.

Yaz meyvelerinin kış meyvelerinden en önemli farkı, çok miktarda tüketilebilir olmaları. Kimse oturup bir seferde 1 kilo elma yiyemez ama danışanlarımdan duyuyorum, 1 kilo kiraz yiyebiliyorlar. Sonra da ‘Ne yedim ki? Dünyanın en sağlıklı besini meyve. Bir şey yapmaz’ diye düşünüyorlar. Her şeyin azı yarar, çoğu zarar; bu meyve olsa bile. İşin püf noktası, her besinde olduğu gibi, meyvelerde de dengeyi kurabilmek ve ne yediğimizi bilerek yemek. Bu nedenle bu hafta yaz meyveleri ve besin değerlerini sizinle paylaşmak istiyorum. Afiyetle ama ne yediğinizi bilerek yiyin…

Yaz meyveleri çeşitlilik ve vitamin içeriği açısından çok iyidir, ancak miktarlara dikkat etmek gerekir. 15 üzüm veya 12 kiraz veya 1 dilim karpuz (200 gram) veya 1 incir veya 1 orta boy armut veya 3 adet kayısının 1 porsiyon meyve olduğu ve birbirlerine eşit oldukları bilinmelidir. Kadınlar günde 3-4, erkekler 4-5 porsiyon meyveden fazlasını tüketmemelidir.

HANGİ MEYVEDEN NE KADAR YEMELİ?
KARPUZ: Yaz mevsiminin en çok tüketilen meyvesi. Yaz meyveleri arasında su oranı en yüksek meyvedir. Ayrıca potasyum, A vitamini içeriği yüksektir. A vitamini yani beta-karoten nedeniyle cilt yenilemede önemlidir ancak karpuzun 1/8 orta boy diliminin bir meyve olduğunu bilmekte fayda var. Su oranı yüksek diye kalorisiz değil.

Tabii karpuz deyince sıcak yaz günlerinin ana öğünü karpuz-peynir ikilisini unutmamak gerekir. Bu ikiliyi beraber tüketirken ekmeği de eklemeyi ihmal etmeyin. Böylece denge sağlayabilirsiniz ana öğünlerde. Ayrıca 3′lü kombinasyon şeklinde tüketmek kan şekerinin hızlı yükselmesine engel olur. Bu da dengeli insülin salınımı için önemlidir. Ancak zayıflamak için bu besinlerden mucize beklemeyin. Seviyorsanız günlük beslenme ihtiyacınıza uygun miktarlarda tüketebilirsiniz.

KAVUN: Potasyum ve C vitamini açısından zengin bir meyve. 100 gram kavun, günlük C vitamini ihtiyacının yaklaşık yüzde 40′ını karşılıyor. Ayrıca tatlı ihtiyacını gidermek için çok iyi bir alternatif olabilir. Tabii ki her şeyde olduğu gibi ölçüsünü bilerek tüketilmeli. Bir orta boy kavunun 1/8′i bir meyveye eşit.

Karpuz ve kavunun böbrekleri ve kanı temizlediğini de bilmekte fayda var. Tabii ki suyun yerini tutamazlar.

KİRAZ: Yaz meyveleri içinde tüketim miktarının en fazla olduğu meyvedir. Çoğu kişi için 1 kilo kirazı televizyon karşısında tek başına yemek çok da zor değildir. Bu nedenle tüketirken dikkat edilmesi gereken bir meyvedir. 12 kirazın, bir küçük elmaya denk olduğunu bilmekte fayda var. Ancak kirazın güçlü bir antioksidan olduğunu, kabızlığı önlemeye yardımcı olduğu, idrar söktürücü özelliği olduğunu da hatırlatmak gerekir.

ŞEFTALİ: Şeftali de beta-karoten, potasyum ve posa açısından zengin bir meyve. 1 orta boy şeftali, bir meyveye eşit olması nedeniyle diğer yaz meyvelerine oranla daha düşük kalori içerir. Kış meyveleri gibi bir porsiyonu doyurucudur. Yaz aylarında ishal sorunu daha sık yaşanır. Bu nedenle ishalde tüketilmesi önerilir.

ERİK: Bir porsiyon tüketmek için 10 adet yeterlidir. Tadını güzelleştirmek için tuz kullanılmamalıdır. Havalar da sıcakken hipertansiyon riski artabilir. Meyvenin kendisi yeterli miktarda sodyum içerir.

KAYISI: Kabızlık sorunu çekenler için çok ideal bir besin. Ayrıca, demir içeriği yüksek olması nedeniyle özellikle adet dönemlerinde kadınların tüketmesi önemli. 3 adet kayısı bir meyveye eşit.

ÇİLEK: 100 gram çilek günlük C vitamini ihtiyacımızın tamamını karşılayabilir. Bu nedenle önemli. Ancak pudra şekeri ekleyerek tüketirsek kalori miktarını boşu boşuna artırmış oluruz. Çileğin yaklaşık 125 gramı bir meyveye eşittir.

Özetle, beslenmede besin çeşitliliği çok önemli. Doğadan bize sunulan tüm meyveleri uygun miktarlarda tüketmekte fayda var. Mevsiminde, uygun miktarda ve çeşitli olarak tüketmeliyiz. Hem de böyle güzel bir ülkede her meyve yetişebilirken çok da zor olmasa gerek.

BEYAZ DİŞLER ARTIK HAYAL DEĞİL!

27 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık

26 Şubat 2010 Cuma 11:04
Dişleriniz yüzünden gülümseyemiyor musunuz? Dişlerinizi sadece 10 dk’da beyazlatabilecek devrim niteliğinde bir çözüm!

White Light, dişlerinizi çok kısa bir süre içinde inanılmaz derecede beyazlaştıran çok özel bir ürün! Diş hekimine gidecek zamanınız, paranız ya da sabrınız yoksa, White Light sizin için mükemmel bir ürün. Ayrıca, evinde haftalar ya da aylar süren diş beyazlatma işlemleriyle uğraşmak istemeyenler için son derece elverişli.

White Light diş beyazlatma sistemi, diş hekimine avuç dolusu para vermeden evde uygulayabileceğiniz bir işlemdir. White Light’ın en iyi yanı, bir lazer diş beyazlatma işleminin tüm avantajlarını, hızlı ve kolay kullanımıyla sunabilmesidir.

WhiteLight™ Diş Beyazlatma Sistemi, dişlerinizi süratli bir biçimde beyazlatmak için ışık veren, devrim niteliğinde bir üründür. Sadece 10 dakikanızı alacak!

WhiteLight™ sistemi evde kullanılmak üzere tasarlanmıştır ve kullanımı son derece kolaydır. Özel formüllü jelle birleştirilmiş gelişmiş ışık sistemi, yüzeydeki lekeleri çabucak ortadan kaldırır ve saklı lekeleri ortadan kaldırmak için derinlere nüfuz eder. Yani, özel bir buluşmanız için derhal daha beyaz dişler istiyorsanız, ya da dileğiniz sadece gülümseyişinizi parlatacak hızlı bir yöntem bulmaksa — WhiteLight™ sistemi size aradığınız hızlı çözümü verecek!

SİVRİSİNEKLERİN UÇMA HAKKINA GENETİK MÜDAHALE

27 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık

24 Şubat 2010 Çarşamba 13:05
Deng hummasının yayılmaması için hastalığı bulaştıran dişi sivrisineklerin uçamaz hale getirilebileceği bildirildi.

Amerikan PNAS dergisindeki araştırmaya imza atan bilim adamları, her yıl 60-100 milyon kişiyi etkileyen, 20 bin kişinin ölümüne neden olan hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla riskli bölgelere genetiği değiştirilerek uçamaz hale getirilen sivrisineklerin yumurtasının bırakılabileceğini, yumurtadan çıkan dişi sivrisineklerin uçamayacağını, böylece hastalığın yayılmasının önüne geçilebileceğini belirtti.

Uçabilen erkek sivrisineklerin ise “uçamama geni” taşıyacağı ve uçabilen sivrisineklerle çiftleştiğinde bu genin yavrulara geçeceği, zamanla uçamayan sivrisineklerin sayısının artacağı vurgulandı.

Araştırma deng hummasına yol açan sivrisinekler üzerinde yapılsa da bilim adamları, bu yöntemin sıtma ya da Nil hummasını bulaştıran sivrisineklere de uygulanabileceğine dikkati çekti.

Sivrisineklerin böcek öldürücülere dirençli hale gelmesi nedeniyle bilim adamları hastalıkla mücadele için yeni bir yöntem bulmaya çalışıyor. Araştırma, Fransız “Le Nouvel Observateur” dergisinde de yer alıyor.

TUVALETLERDEN NE HASTALIK KAPARSINIZ?

05 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Grip, koli basili ve hepatit A gibi birçok bakteri umumi tuvalet ve lavabolarda üremek ve bulaşmak için bekliyorlar.

Fastfood restaurantlarında, alışveriş merkezlerinde veya stadlardaki tuvaletlerden korkmanız için mikrop fobiniz olmasına gerek yok. Grip, koli basili ve hepatit A gibi birçok bakteri umumi tuvalet ve lavabolarda üremek ve bulaşmak için bekliyorlar.

Birçok araştırma tarafından bu bakterilerin tuvaletlerden hiç ayrılmadığını kanıtladı. Peki tuvaletlerden ciddi bir hastalık kapma ihtimalimiz var mı?

Dürüst olalım: Bu yazıyı okuyan çoğu insan tuvaletini yaptıktan sonra ellerini yıkamıyor. Üzücü bir gerçek ama kadınınız doğru söylüyor: Pisuarı kullanıyoruz ama aklımız başka şeylerde olduğu için etrafa biraz taşırıyoruz ve elimizi pantalonumuza siliyoruz.

İşte bu iki dakikalık yolculukta, dokunduğumuz her noktada binlerce bakteri var ve binlerce bakteri bize geçmiş oluyor. Size umumi tuvaletlerde hijyen sağlayabilmek için birkaç öneri sunuyoruz.

Ne Kapabilirsiniz?

Doğrular biraz zalimce gelebilir. Gripten ishal virüsüne kadar birsürü şey lavaboda, el kurutucusunda ve tuvalet kapağında geziyor. Eğer düzgün temizlemezseniz kendinizi, değişik hastalıklara – koli basili, hepatit A, menenjit, vb. hastalıklar yüzünden haftalarca hasta olma riskini taşıyorsunuz demektir.

Yazın ortasında kaptığınız gribi tuvaletten kapmış olmanız yüksek ihtimal. Tuvalete gittiğiniz heryerde bu bakteriler bulunuyor.

İlk korumanız

Hava ve dokunma yoluyla geçen bakterilerden korunmanın birsürü kolay yolu var, en güçlüsü de kendi bağışıklık sisteminizin olması. Sağlığı yerinde olan insanlar yaşlı veya gençlerden daha fazla umursamaz olabilirler. Bu demek değildir ki gidin umumi tuvaletlerde yaşayın.

Kirli yerlere dokunduktan sonra elinizi yıkamamanız sağlıklı değil ama zarar görmeme ihtimaliniz de var. Vücudunuz bunun için yeterince güçlü. Ama eğer bağışıklık sisteminiz gripten veya alerjiler yüzünden yorgunsa, bu bakteriler sizi günlerce yatağa düşürebilir.

ÇAPRAZ ORGAN NAKİLLERİNİN YOLU AÇILDI

04 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri genel Müdürlüğü, böbrek ve karaciğer nakli yapan merkezlere bir yazı göndererek, kararı duyurdu.

Organ naklinde akraba dışı nakillere ilişkin mevzuat oluşturulana kadar, çapraz nakil olarak bilinen iki hastanın akrabalarının birbirlerinin alıcısına karşılıklı organ vermesi vakalarında, UKK (Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Kurulu) değerlendirmesi gerekli olmayacak. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri genel Müdürlüğü, böbrek ve karaciğer nakli yapan merkezlere bir yazı göndererek, kararı duyurdu.

Mantar hastalığı için öneriler

03 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Mantar hastalığının konuşulduğu programda Liken hastalığının nasıl bir hastalık olduğunun yanı sıra Dündar, çocuklarda cilt hastalıklarından nasıl korunaca

Mantar hastalığı için öneriler

Mantar hastalığının

konuşulduğu programda Liken hastalığının nasıl bir hastalık olduğunun yanı sıra Dündar, çocuklarda cilt hastalıklarından nasıl korunacağına dair önlemlerden bahsetti.

EDA: Mantar nasıl bir hastalıktır? Vücudun hangi bölgelerinde karşımıza çıkabilir?

Makbule Dündar: Mantar cilt hastalıkları polikinliğinde en sık karışlaştığımız hastalıktır. Mantarla daha çok cildimizde tırnakların üzerinde olan bir çeşit mikroorganizmanın sebep olduğu bir hastalıktır. Mikroorganizma olduğu içinde bulaşıcı bir hastalıktır. Özellikle nemli yüzeylerde sauna gibi ortamlarda yaz aylarında çok rahatlıkla buluşabilir. Türk toplumunda ayaklarda çok sık görüyoruz. Bu tedavi edilmediği zaman içinde tırnaklarda tutulmaya başlıyor.

EDA: Mantar hastalığının belirtileri nelerdir?

Makbule Dündar: Mantarın çok değişik görüntüleri vardır. Parmak aralarında ayağın nemli kalmasıyla birlikte beyaz çatlamış deri yüzeyleri görülür. Bazen ayak tabanında kuru tipi dediğimiz buda ince deri soyulmaları şeklinde görülür. Yine elin içindeki çizgilerde beyaz soyulmalar görülebilir.

EDA: Liken nasıl bir hastalıktır? Belirtileri nelerdir?

Makbule Dündar: Vücudun değişik bölgelerinde özellikle el bileklerinde kıvrım alanlarında kabartılar şeklinde ortaya çıkar. Liken mor bir renktedir. Daha çok psikolojik faktörlerin tetiklediği bir cilt hastalığıdır. Çok kaşıntı yapar ve kişiyi oldukça rahatsız eder. Birden çok fazla yayılabilir. Kimseye bulaşmaz yalnız biraz geç iyileşiyor.

EDA: Erizipel halk dilinde ‘yılancık hastalığı’ olarak biliyor nasıl bir hastalıktır?

Makbule Dündar: Ayağında mantar olan kişilerde ufak çizikler oluşabiliyor. Buralardan da bakteriler girebiliyor. Burada Erizipel dediğimiz enfeksiyonu oluşturuyor. Bu bakteriyel bir enfeksiyondur. Genellikle ayaklarda, bacaklarda ve parmak aralarında görüyoruz. Erizipel aslında ciddi bir hastalıktır. Kişinin günlük yaşamını etkileyen ateşe kadar varabilen önemli bir bakteri hastalıktır. Kalp hastalığı olan dolaşım bozukluğu olan bunların sık sık Erizipel olması çok iyi olmuyor.

EDA: Erizipel daha çok kimlerde çıkıyor?

Makbule Dündar: Şeker hastalığı olan kişilerde daha sık görüyoruz. Yaz aylarında da sık görüyoruz denizde ufak kaya çarpması sonucu çok kolay mikroorganizma girebiliyor.

EDA: Çocuklarda cilt hastalıklarından nasıl korunacağına dair önlemlerden bahseder misiniz?

Makbule Dündar: Yetişkinliklerde görülen hastalıkların birçoğunu çocuklarda görebiliriz. Çocuklarda en sık gördüğümüz şeyler egzamadır. Çocuğun cildini nemlendiricilerle nemlendirmek cildini temizlerken kullandığımız sabunlara dikkat etmek gerekir.

EDA: Benlerde hangi yöntemleri kullanıyorsunuz? Nasıl teşhis koyuyorsunuz?

Makbule Dündar: Dermatoskopiyi kullanıyoruz. Bu özel bir büyüteç sistemidir. Beni bir çeşit haritalandırmadır. Oldukça büyüterek bilgisayarda bunları hafızasına kaydediyoruz. Bir çeşit fotoğraflıyoruz ve bölgesine göre belirliyoruz. Ve her geldiği zaman o fotoğrafları karşılaştırıyoruz. Eğer riskli gruba giriyorsa onu hemen çıkartıyoruz.

Son olarak eklemek istedikleriniz neler var?

Makbule Dündar: Dermatoloji çok önemli bir branştır. Cildin üzerinde bulunan birçok hastalığının da belirtisi olabiliyor. O yüzden insanlar ciltlerinde bir döküntü kaşıntı olduğu zaman mutlaka bir dermatologa başvurmaları gerektiğini özellikle belirtiyorum.

Erkeklerin Zor Dönemi: Andropoz

03 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Yaygın olarak kadınlarda menopozun etkileri üzerine konuşulur. Gelişen çağımızda teknoloji sayesinde kadınları menopoza geçiş dönemi ve sonrası hakkında bilgilendirme amaçlı olarak internet dünyasında fazlasıyla bilgi yer alır. Oysa bu süreçler doğa gereği yalnız kadınlar için değil erkekler için de geçerlidir. Erkeklerde bu dönem “Andropoz” olarak adlandırılır. Edinilen bilgileri dikkatle okumanızı öneririz. Çünkü erkekler “Andropoz” dönemlerini daha zor ve sıkıntılı yaşıyorlar, sonrasında ise çekilmez olabiliyorlar.

Andropoz nedir?

Erkeklerin ileri yaş dönemlerinde erkeklik hormonlarında düşüş başlar, işte bu düşüşün başladığı döneme “Andropoz” denir. Aslında erkeklik hormonu tümden yok olmadığından buna “Androjen yetersizlik sendromu” deniliyor. Erkeklerin bu durumunun tek farkı ise kadınlarda bıçak sırtı olarak tabir edilen durumun tersine erkeklik hormonunun azalması ile birtakım belirtilerin ortaya çıkmasıdır.

andropozErkeklik hormonu azalması olan andropozun belirtileri nelerdir?

Andropozda, bedensel belirtiler ile cinsel fonksiyon yakınmaları ve psikolojik etkiler olarak ortaya çıkar.

Psikolojik yönden; sinirlilik, kaygı, depresif ruh hali, kronik yorgunluk hissi ve motivasyonda azalma görülebilir. Hafızayı da olumsuz etkilediğinden unutkanlık sorunları baş gösterebilir. Aynı şekilde kişide zihinsel sorunlar var ise andropoz ile bu durum tetiklenebilir.

Bedensel yönden; konsantre olamama, halsizlik, uyku ihtiyacında artış, kas ve eklem ağrıları beraberinde ise ateş basmaları gibi şikayetler oluşur.

Cinsel yönden; erkeklik hormonundaki düşüş ile cinsel isteksizlik ve beraberinde ereksiyon sorunlarında da artış olur. Yine ileri yaş ile birlikte erkeklerde de osteoporoz yani kemik erimesi de andropoz ile ortaya çıkar.

Erkekler içine kapanabiliyor

Andropoz erkeklerde 50 yaş üzeri erkeklerde görülür. Cinsel performansdaki düşüş de strese sebep olur. Erkekler çoğunlukla bu durumu içten içe sıkıntı yaptıklarından dışa vurumu da sert olabiliyor. Sürekli agresif tavırlarla herşeye sinirlenebilen bir kişilik sergilenir. Ani ve sert çıkışları ile psikolojik bozukluk görülmesi erkeklerin yakınlarınca çekilmez olarak ifade edilir.

Tanısı nasıl konulur?

İlk olarak basit kan tahlilleri ile erkeklik hormonundaki düşüş ve oran belirlenir. Kişinin kendini en iyi şekilde ifade etmesi önemlidir. Hastaya şikayetleri doğrultusunda üroloji uzmanının fiziksel muayenesi ile testislerde küçülme ve kıvamdaki yumuşaklık, aynı şekilde peniste küçülme, bunların dışında kas kitlesinde azalma gibi bulgular sayesinde anropoz tanısı konulur.

Seks Bağımlılığı bir hastalık mıdır ?

03 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Seks bağımlılığı, tedavi edilmediğinde kişinin hem özel hem de iş yaşamını alt üst edecek türden gerektiği şekilde önem verilmesi gereken bir hastalıktır. Seks bağımlılığı ile ilgili merak edilen sorular ve uzmanların açıklamalarına dikkat çekmek istiyoruz.

Seks bağımlılığı nedir?

Seks bağımlılığı hastalığında kişilerde seks düşüncesi hakimdir ve sürekli seks yapma eğilimi vardır. Bu hastalıkta kişinin yalnızca seks ilişkisi olması gerekmez. Zihninde daima seks olanların iş ve özel yaşamları etkilenir, devamlı surette pornografik yayınlar takip edilirse bu kişilere “bağımlı” denir.

bagimlilikKimlerde seks bağımlılığı daha sık görülür?

Bu konuda yapılmış araştırmaların sonuçlarına bakıldığında erkeklerde olduğu kadar kadınlarda da aynı oranda olduğu görülmektedir. Ne yazık ki internetin yaygın kullanımı ile kadınlarda ki seks bağımlılığı da aynı düzeylerdedir. Seks bağımlısı olanlarda çekicilik önemini kaybettiğinden bu duruma hastalık olarak yaklaşıldığında her konumdaki kişilerde de görülebiliyor.

Seks bağımlılığının belirtileri nelerdir?

Hastalığın belirtileri kişilerde farklılık gösterebilir. Bazen tek gecelik ilişki olarak görüldüğü gibi bazen birini elde edene kadar türlü çabalarla elde ettikten sonra başka kişilerle ilgilenmek türünden davranış sergilendiği görülebilir. Kişilerin düşüncelerini kontrol edememesi “bağımlılık” olarak tanımlanır. Terapi ile tedavi edildiğinde terapinin amacı; kişilerin düşüncelerini kontrol etmeleri ve sağlıklı cinsellik yaşamaları sağlama yönündedir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar göz önüne alındığında bu kişiler daha fazla risk altındadırlar.

Çapkınlık seks bağımlılığı sayılır mı?

Evet çapkınlık da bir tür bağımlılıktır. Seks düşüncesi kişilerde takıntı olmuşsa ve eyleme dönüşüyorsa, hem sosyal hem de ailevi ilişkilerden uzaklaşma ile kişi tüm zamanını bu duruma ayırıyorsa bağımlılık ihtimali güçleniyor demektir. Bu hastalık psikolojik sorun olarak değerlendirildiğinde bazı kişilerde yaşadıkları sorunlar altta yatan sebep olabiliyor. Örneğin; bir kişinin birlikte olduğu partnerinin eşine yakalanması, denilebilir.

İnternet seks bağımlılığına neden olur mu?

İnternet ortamını seks bağımlılığı hastalığında ayırt edici olarak düşünmek yeterli olmayabilir. Yalnız günümüzde internet hemen her konuya erişimi kaolaylaştırıyor. Genelde pornografik görüntülü dergiler ya da reklamlar insanların düşüncelerini körüklemez. Bir kişi buna istekliyse, neye nasıl ulaşacağını da biliyordur. Ayrıca bir de sanal seks olarak adlandırılan durum da söz konusudur. Belirtildiği gibi seks bağımlılığında sürekli cinsel birleşme olmaz. Bu anlamda internet ortamı bağımlı kişilerin işini de kolaylaştırmaktadır.

Seks bağımlılığı nasıl tedavi edilir?

Tedavide esas olan davranış değişikliğinin gerçekleştirilmesidir. Bu tür bağımlılıkta davranışlar saplantıya dönüşmektedir. Tedavi edilmediğinde, bağımlı aklına geldikçe o yöndeki davranışı gerçekleştirerek rahatlamak isteyecektir. Bu duruma “söndürme” deniliyor. Kişi düşüncelerini kontrol edemeyip de davranış gerçekleştikten sonra pişmanlık duygusu ortaya çıktığından psikoterapi tedavileri ile kontrol altına alınabilmektedir.

Sonraki yazılar »

Giriş